30 Aralık 2014 Salı

İlyas Özgüven Doğan Haber Ajansı Ege Bölge Temsilcisi, 27. 12. 2014

İlyas Özgüven
Doğan Haber Ajansı Ege Bölge Temsilcisi

KONU:  Ulusal Basının desteğine ihtiyacımız
İLGİ   : Türkiye’nin:
(a) Muasır Medeniyet’in üstüne çıkması
(b) Küresel sınmayı durdurmada Dünya’ya öncülük etmesi
(c)  Dünya Şeffaflık Örgütü”nün 2014 yılında yayınladığı raporda (Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde) ilk sırada ye alan Danimarka’nın üstünde (1. sırada) yer alması

Sayın İlyas Özgüven,
Bizler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uyrukları olarak, çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, milli servet, iş ahlâkı (Ahilik), imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda yapılan, (bazıları aşağıda açıklanan) yolsuzlukları yıllardır önlüyoruz. İnsanı, insan davranış biçimleri ve nedenlerini araştırdığımız bu çalışmaları yaparken, bencillikten kurtulduk, diğerkâm kişilik edindik, yasa bağımlısı olduk. “Devletin devamlılığı ilkesi”ni özümsedik. Sonuçta farklı düzeylerde özellikler kazandık:

*      “Bilinç Çağı İnsanı” olduk
*     “Kendimizi tanımağa başladık.
*     “Yurdu ve milleti özden çok sevme” ve “Yaratılanları Yaratan’dan ötürü sevme” ilkelerini özümsedik.

[Posta Gazetesi’nin manşetinde “Türkiye’yi ve insanları çok seviyoruz” şeklinde bir cümlenin yer aldığı görülüyor. Bu cümle, bizim, özellikle benim özümsediğim “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi” ile örtüşmekte olup; Bu ilke hayata geçtiğinde; 77 milyon Türk, 780 bin km karelik Türkiye’yi ve 77 milyonluk  Türk Milleti’ni  özünden (kendinden) çok sevdiğinde,  bu ülkede suç işlenmeyecek, (YOLSUZLUKLAR SONA ERECEK) adalet sorun olmayacak, polis, savcı, hakime ihtiyaç kalmayacak, (hapishanelere gerek duyulmayacak) “Yurtta Barış” olacak,  Atatürk’ün hayali gerçekleşecek…Sözü edilen ilke, işte bu nedenle, geleceğin AYDINLIK TÜRKİYE’sinin çimentosudur…]

*     Bizler, edindiğimiz “tecrübi bilgi ve birikim” ile işlevi ve kuruluş amacı aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurduk.

*      2015’i,Yolsuzlukla Mücadele Yılıilan ettik.

*   Ben, bilinç konusunda uzmanlaştığımın, otodidakt (özöğrenimli)  bir varlık olduğumun farkına vardım. Kendimi Bilinçolog olarak tanımladım. 

Otodidakt : Bir okula gitmeden kendi kendini yetiştiren (kimse). eş. yani özöğrenimli.
Özöğrenim: Her şeyi kendi kendine öğrenme, kendi kendini yetiştirme işi.

Bilgi Çağı İnsanı”nın “yeti” sözcüğüyle tanımladığı bilinç kavramını:
(a)   Sorumluluk kavramıyla bütünleştirdik, ete kemiğe büründürdük, somutlaştırdık.
(b)   B (bilinç) = Z (zaman) x  Ç2 ( çabanın karesi) şeklinde ifade ederek bilimselleştirdik…
(c)    Basında yer alan haberlerden derlediğimiz bir “küresel ısınma sergisi” hazırladık.

BENİM ÇALIŞMALARIMDAN BAZI ÖRNEKLER
1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen HABİTAT II ve Bodrum’da gerçekleştirilen Yerel HABİTAT Konferanslarına katıldım. Sorumluluklar üstlendim. Bu sorumlulukların hakkını verebilmek için var gücümle çalışıyorum.

Ne var ki; gerek İstanbul gerekse Bodrum HABİTAT Konferanslarına katılanlar arkasını getiremediler, üstlendikleri sorumlulukların hakkını veremediler. Ünlü deyişle, “… doğura  doğura ancak bir fare doğurdular.” 

MUMİKOM’dan (Muğla Milletvekillerini İzleme Komitesi’nden) esinlenerek kurduğum TUBİKOM, (Turgutreis Belediyesini İzleme Komitesi) fare doğurmayan girişimlerimin bir başka örneğidir.

Muğla’nın Büyükşehir olması, (Turgutreis’in mahalleye dönüşmesi) üzerine, BODBİKOM’u (Bodrum Belediyesini İzleme Komitesi’ni)  kurdum.

1996 yılında:
(a)   Bodrum Garajaltı kavşağında başlattığımız bir çalışma ile Trafik Yasası’nın yayalarla ilgili “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl eden (bu yolsuzluğu yapan) yayaları, ( aynı kuralı sürücüler de yaya iken ihlâl etmektedirler)  “Yeşili Bekle, Lütfen”, “Sağdan, Lütfen” yazılı pankartları kullanarak uyarmağa başladık.
(b)    Bu arada,  sokakta, yani kamusal, yani Türk Milleti’ne ait alanda çöp, izmarit ve benzeri atıkları toplama sürecini başlattık. Böylece, Türkiye’ye, özel alanımız, yani tapulu malımız gibi sahip çıktık.

Demokrasinin, (ilâhi bir lütuf olan bu kavramın) herkesin, (neredeyse herkesin) “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl ettiği kavşaklarda özümsenebileceğini ve bu kuralı ihlâl edenlerin demokrat olamayacağını aynı çalışmaları yaparken öğrendik.

Diğer taraftan, demokrasinin, “özgürlüklerin özgürlüklerle sınırlı bir yaşam biçimi olduğu” gerçeğini dikkate alarak, sözü edilen kavşakları (a) “Demokrasi Dershanesi” ve (b) “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl edenleri uyaranları “Demokrasi Öğretmeni” olarak tanımladık…

2001 yılında,  borç alanın emir de almak zorunda kalacağı inancıyla, uyruğu olduğum Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “dış borç yükü”nden kurtarmak amacıyla bir kampanya başlatmak istedim. Bu amaçla Başbakanlığa başvurdum. Hazine Müsteşarlığı’nın öngördüğü yasal düzenleme yapılmadığı için bu girişimim amacına ulaşamadı.

Sayın İlyas Özgüven,
Bilmenizi istediğimiz en önemli gerçek: Felaket olarak da tanımlanan “küresel ısınmanın” “Bilgi Çağı”nda gerçekleştiği (ozon tabakasının delindiği, buzulların eridiği, yağmur ormanlarının tükendiği, türlerin azaldığı).; “Bilgi Çağı İnsanı”nın “bilgi ile sınırlandırdığı eğitim”in felâketi önleyeme konusunda yetersiz kaldığı; kişiyi bencillikten kurtaramadığı, diğerkâm kişilik kazandıramadığı,  bilinçlendiremediği; gerçeği karşısında “Bilgi Çağı İnsanı”nın “bilinçlendirici eğitim”i özümsemesi, “Bilinç Çağı İnsanı” olması yalnız ülkemiz değil, gezegenimiz için “olmazsa olmaz”  bir koşul olduğudur…

Bir başka önemli gerçek: “Bilgi Çağı İnsanı” bilinç sözcüğünü yanlış kullanıyor;
*    “Kasten” ya da “maksatlı” yerine “bilinçli olarak”,
*    “Biliyorum” ya da “farkındayım” yerine “bilinçliyim” ya da “bilincindeyim”,
*    (Bilinç sözcüğünün fiil olarak kullanıldığında nesne almayacağını, geçişsiz bir fiil olduğunu bilmediği için) “bilgilendiriyorum” ya da “bilgi veriyorum” yerine “bilinçlendiriyorum” diyor…

Bu konuda, TDK (Türk Dil Kurumu)Başkanı sn. Prof Dr. Mustafa Kaçalin’e 16. 04. 2014 tarihinde yaptığımız başvuruya halâ bir yanıt verilmedi/verilemedi…

Sayın İlyas Özgüven,
“Bilinç Çağı İnsanı”:
 *    Aşırı tüketmez. 
*    Çevreyi kirletmez.
*    Trafik kurallarını ihlâl etmez.
*    Vergi kaçırmaz, kul hakkı yemez.
Eş deyişle, yolsuzluk yapmaz, yolsuzluk yapanlarla mücadele etmekten kendisini alamaz. Vicdanı başka türlü davranmasına izin vermez.

 “Bilinç Çağı İnsanı” olarak yaptığım işlerin bazıları
(a)     Açılışını (2003 yılında) Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Turgutreis Yat Limanını, (D-Marin’i);
*      ÇED raporunu hiçe sayarak, denizi kirleterek, Çevre Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal, yani Türk Milleti’ne ait alana tecavüz ederek inşa eden,
*     D-Marin giriş kapılarındaki bekçi kulübelerinin üstüne gölgelik olarak konmuş olan tenteleri zemine bağlayan çelik halatlarla yaya yolunu kapatarak, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal, yani Türk Milleti’ne ait alana işletirken de defalarca tecavüz eden Doğuş Grubu’nun yaptığı yolsuzlukları önledim.
(b)    Turgutreis Otobüs Terminali karşısındaki Total Benzin İstasyonunun devasa reklam panosunu yaya yoluna koyarak, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal, yani  Türk Milleti’ne ait alana tecavüz ederek yaptığı yolsuzluğu da aynı şekilde önledim.

Sayın İlyas Özgüven,
Türkiye’nin, KONU’da sözü edilen hedeflere ulaşabilmesi için yalnız yerel basının değil, ulusal basının , örneğin, bugüne kadar Bodrum ekinde sürekli destek olan.Posta Gazetesi’nin ulusal olanındaki ihtiyacın önem ve anlamını ifade etmem her şeyin fevkindedir.

Size daha fazla bilgi verebilmek, konuyu etraflıca görüşebilmek için sizi Turgutris’e, Bilinçhane’mize (Bilinç Araştırma ve Geliştirme Merkezi”ne) bekliyoruz

Saygılarımızla.

Atatürk Bağımlısı
Demokrasi Öğretmeni
Bilinç Üniversitesi Kurucuları Platformu Temsilcisi
Türkiye HABİTAT Yolsuzlukları Önleme Kozası Kolaylaştırıcısı
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) Baran

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli Mimar, Mühendis, Doktor, Sosyolog, Psikolog, Antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.

(b)   Kuruluş amacı:  “Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu”, bir başka deyişle, dünyevi değerlerin yerini uhrevi değerlerin aldığı bir dünya düzeni kurmak.