23 Mayıs 2012 Çarşamba

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK’E AÇIK DİLEKÇE

Mehmet Şimşek
Maliye Bakanı

KONU: Kayıtdışı ekonomi ile mücadele.

Sayın Mehmet Şimşek,
Basında yer alan kayıtdışı ekonomi ile mücadele konusundaki  açıklamanızı okudum.Bu açıklamada kayıtdışı ile mücadeleyi Bakanlığınızın tek başına yapamayacağını, bu konuda vatandaşların da yardımına da ihtiyacınız olduğunu  ifade ettiniz ve söyleyecek sözü olan herkesi katkıda bulunmaya çağırdınız…Sorunun çözümü için öğrencileri, işadamlarını, sanatkârları, ev hanımlarını, fikri olan herkesi sizinle paylaşmağa davet ettiniz…
Benim, fikrim değil, sorunu  kökten çözecek, vatandaşın vergisini, kendisine  hizmet olarak döneceği inancıyla ödemesini, kul hakkı yeme alışkanlığını terk etmesini sağlayacak  proje önerimin adınıza düzenlenmiş örneği eklidir…
Aşağıda sayılan alanlardaki  çalışmaları yaparken geliştirdiğim bu proje, aşağıda da açıklanacağı üzere, beni, vergi kaçırma, kul hakkı yeme alışkanlığına sahip olan bencil (hodkâm) insanı “gönüllü vergi “ ödemeye kalkışacak kadar değiştirmiş, sencil (diğerkâm) kişilik kazandırmıştır.
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (Ahilik), milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığım, “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız, insanı, davranışlarını ve nedenlerini araştırdığımız, bazıları yerel bazıları merkezi yönetimin sorumluluk alanına giren; beni bencillikten kurtaran, sayılan alanların tümünde (çevre, tasarruf, trafik, vergi) bilinçlendiren çalışmaları yaparken yaşam biçimim kökten değişti:
*      “Yasa bağımlısı” oldum.
*     “Diğerkâm bir kişilik” edindim.
*     ANDIMIZ’da yer alan “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsedim.
*     Edindiğim “tecrübi bilgi” ile işlevi ve amacı aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurdum.
*     Kendimi tanımağa başladığımın, “Bilinç Çağı”nda yaşadığımın ve Bilinçolog olduğumun farkına vardım.
Erkek Sanat Enstitüsü  mezunuyum…Namaz, oruç, hac ve benzeri ibadetlerle ilgilenmediğim halde; kainatı ibadethane sayan, yaratılanları Yaratan’dan ötürü seven, Türkiye Cumhuriyeti devletini  dış borç yükünden kurtarmak için, yukarıda da ifade edildiği üzere, bir “gönüllü vergi” kampanyası başlatma girişiminde bulundum…2001 yılında ekonomik krizin aşılmasına katkıda bulunmak için Başbakanlığa yaptığım, 07. 09. 2001 tarih ve 119 sayı ile kayda alınan, Başbakanlık Hazine müsteşarlığı’nın 22. 11. 2001 tarih ve HM.O.KAF.03/89387 sayılı yazılarıyla önerilen yasal düzenleme yapılmadığı nedenle amacına ulaşamadı.
1996 yılında Bodrum’da, Garajaltı Kavşağında “Trafik kurallarına uyalım uymayanları uyaralım”sloganından esinlenerek bir proje başlattım.Trafik Yasası’nın yayalarla ilgili kırmızı ışık kuralını ihlâl edenleri uyarmaya başladım. Sürücülerin de yaya iken ihlâl ettikleri bu kuralı umursamayanların “demokratik kişilikten bi-haber, bencil ve bilinçsiz” insanlar olduklarını anladım. Projeyi uyguladığım kavşakları bu nedenle “demokrasi dershanesi” olarak tanımladım.
Yukarıda sözü edilen çalışmaları yaparken, tanımı “yeti” sözcüğüyle sınırlı olan bilinç kavramını SORUMLULUKkavramıyla bütünleştirdim, somutlaştırdım, ete kemiğe büründürdüm…
“Yasa bağımlısı” olarak yaptıklarım:
(a)    Başkanı Ferit Şahenk’e önceki Meclis Başkanlarından Köksal Toptan’ın TBMM Hizmet Ödülü verdiği, açılışını Başbakan Erdoğan’ın yaptığı, Turgutreis Yat Limanını (D-Marin’i);
*      ÇED raporunu hiçe sayarak, Çevre Yasası’ni ihlâl ederek, denizi kirleterek inşa eden,
*     Yaya yolunu, defalarca işgal ederek, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, “kamusal alan”a tecavüz ederek işleten Doğuş Grubu’nun  yaptığı yolsuzlukları önledim.
(b)    Turgutreis Otobüs Terminali karşısındaki Total benzin istasyonunun reklam panosunu yaya yoluna koyarak, “kamusal alan”a tecavüz ederek yaptığı yolsuzluğu da aynı şekilde önledim.
Şu da var ki; yukarıda sözünü ettiğim, ilk  ve orta öğretim okulları müfredat programına “uygulama dersi”olarak konulması önerisiyle M. E. Bakanlığı Talim Terbiye Kuruluna gönderdiğim, “Trafik terörünü halkın işbirliğinde çözme ve demokrasiyi tabana yayma  projesi” dikkate alınmadı. Uygulamaya konmadı…
2006 yılında, bilinç konusunda: (a) ilk ve orta öğretim okulları öğrencilerine konferanslar ve (b) emekli öğretmenlere de seminerler  vermek için Muğla Valiliğine başvurdum. Valiliğin “olur” vermesi üzerine sözü edilen konferansları vermeğe başladım…
Ancak emekli öğretmenlere seminer verme konulu başvuruma, M. E. Müdürlüğünce verilen yanıtta böyle bir seminer verebilmek için bir “usta öğretici” belgesine sahip olmam gerektiği, ancak bu belgeyi vermenin kendilerini aştığı ifade edildi…
M. E. Bakanlığına ilettiğim bu başvuruya ise : “Bakanlığımız Çıraklık ve Yaygın Eğitimi Genel Müdürlüğünün 07. 09. 2006 tarih ve 5386 sayılı yazılarıyla Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği ve buna bağlı olarak çıkarılan 07. 07. tarih ve 4235 sayılı Yönergede -usta öğretici- belgesi verileceğine dair bir kayıt bulunmadığı” şeklinde bir yanıt verildi…ACZ ifade edildi…
Sayın Mehmet Şimşek,
Bana bu dünyada bilinç konusunda “usta öğretici” belgesi verebilecek ya da benim Bilinçolog olup olmadığıma karar verebilecek bir kurum ya da kuruluş bulunmadığına göre, M. E. Bakanlığının teslim etmek zorunda olduğu iki şey var:
(a)   Bilinç konusunda “usta öğretici” olduğumu kabul etmek.
(b)   Bilinçolog olduğumu onaylamak.
Bir başka deyişle; YİĞİDİN HAKKINI YİĞİDE VERMEK.
Ne var ki, Bakanlık bu konuda “susma hakkı”nı kullandı… Bunu, “sükutun ikrardan geldiği” şeklinde değerlendiriyorum…
Sayın Mehmet Şimşek,
Sizden iki ricam:
(1)    Yukarıda sözünü edilen, ilk  ve orta öğretim okulları müfredat programına “uygulama dersi” olarak konulması önerisiyle M. E. Bakanlığına gönderdiğim, ülkenin geleceği çocuklarımıza da benzer özellikler kazandıracağı (yasa bağımlısı olmalarını, yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemelerini, diğerkâm kişilik edinmelerini sağlayacak olan) “Trafik terörünü halkın işbirliğinde çözme ve demokrasiyi tabana yayma  projesi”nin uygulamaya konması için M. E. Bakanlığı nezdinde girişimde bulunmanız…
(2)   Başta, bir örneği adınıza düzenlendiği ifade edilen projeyi uygulamanız; böylece, Bakanlığınıza katkıda bulunmağa çağırdığınız herkese ( öğrencilere, işadamlarına, sanatkârlara, ev hanımlarına) örnek olmanız…
Saygılarımla.
Bilinçolog Galip Baran
Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com
(1)     Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Amacı:  Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, dünyevi değerlerin yerini uhrevi değerlerin aldığı bir dünya düzeni kurmak.
ADRES:    Yalı Mahallesi / 4076 Sokak No: 5/2 / Turgutreis-BODRUM

****
DİĞERKÂMLIK (1) ANDI
Allah’ım!...
Bundan böyle, KIRMIZIDA DURACAĞIMA, eşdeyişle;

(A)
Aşırı tüketmeyeceğime,
Vergi kaçırmayacağıma,
Çevreyi kirletmeyeceğime,
Milli servete zarar vermeyeceğime,
Trafik kurallarını ihlâl etmeyeceğime,
Rüşvet vermeyeceğime/almayacağıma,
İmar yasasına aykırı işler yapmayacağıma,
Sağlığa aykırı alışkanlıklar edinmeyeceğime,
İş ahlakına (Ahilik İlkelerine) saygı göstereceğime,
Her şeyi devletten bekleme alışkanlığını terk edeceğime,

Bir başka deyişle, YOLSUZLUK YAPMAYACAĞIMA,

B)
Sayılan alanlarda yolsuzluk yapanları, “SOSYAL YAPTIRIM” olarak bilinen yöntemle uyaracağıma, ayrıca,

(C)
Uyardıklarıma, kendilerinin de başkalarını aynı yöntemle uyarmalarını önereceğime,
SÖZ VERİYORUM.
Adım-Soyadım: ……………………….Telefonum: ….……………. İmzam: ……………..
===================================================================
KIRMIZIDA DURMAK: Bireyin Allah’la sözleşmesi olup, onu erdeme (2) yönlendiren,  yolsuzluk yapmasını önleyen bir ilkedir (3).
SOSYAL YAPTIRIM:  “Kırmızıda geçmeğe kalkışanları utanmaktan başka bir tepki gösteremeyecek şekilde uyarmak”tır.
YOLSUZLUK: Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma, yasaya, kurala, yönteme aykırı iş yapma.
===================================================================
(1)   Diğerkâm (özgeci, elci, elsever ): Kendi yararından çok başkalarını düşünen, başkalarına yararlı olmaya çalışan, başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen (kimse).
(2)   Erdem:  Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adı. Fazilet
(3)  İlke:  Her türlü tartışmanın dışında, üstünde sayılan, anadüşünce ve inanış, baş kural. Prensip.

18 Mayıs 2012 Cuma

BİR "HAYAT HİKÂYESİ" HAKKINDA!..........

"hayat hikâye'm" meselesi hakkında!....


sevgili galip baran 
geçen sene benden bir hayat hikayesi, bir biyografi
yazmamı rica etmişti. 
kendi yaşam hikayesini. 
fakat kendisine de daha sonra bildirdiğim bazı nahoş sebeplerden dolayı bu yazı yazılamadı.
kendisinden özür diledim. 
her zamanki "sencilliği" ile gülüp geçti.
sağolsun...
aslında, 
galip baran'ın yazılması gereken bir hayat hikayesi yoktur.
aslında, 
galip baran'ın hayat hikayesini bilmeye kimseciklerin hakkı yoktur..
hiç kimse galip baran'ı bir terazide, kendi terazisinde, alemin terazisinde
tartıp değerlendirme hakkına sahip değildir.
bu hakka sahip olabilmek için insanların en az galip baran gibi bir yaşam  
sürmüş olmaları, en az bencilliği, sencilliği, tevazuyu onun kadar bilmeleri
onun kadar bu erdemlere sahip olmaları gerekir.
yoksa insanlık için, dürüstlük için, hukuka saygı için, düzen ve intizam için
durup dinlenmeden bir ömrü feda eden bir insanın yaşamını anlamak,
bu yaşamın nedenlerini anlayabilmek ne yazı ne de çizi ile olabilecek şeyler değildir.
bu bir özür yazısı değildir.
bir ömür boyu kendisini adadığı iyi ve güzel şeylere bence asla layık olmayan, onu bir türlü anlamak istemeyen, anlamak işlerine gelmeyen insanların; yazılmamış bir hikayenin kahramanını bilmelerine de hakları yoktur.
ama tarihte hikayeleri yazılmamış bir çok kahraman bu dünyanın gidişatina katkıda
bulunmuşlar ve zamanlar ötesinde hak ettikleri mertebeye yükseltilmişlerdir.
şu anda anlaşılmamış olmak galip baran'ın değil insanların suçudur.
kahrolası bencillikleri yüzünden...
bunu herkesin bilmesini rica ederim..
sevgilerimle
aykut yazgan